Uluslararası İlişkiler Araştırma ve Uygulama Merkezi

Uluslararası İlişkiler Araştırma ve Uygulama Merkezi

19 Nisan 2006

“MEDYA VE DIŞ POLİTİKA İLİŞKİSİ” KONFERANSI

Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Araştırma ve Uygulama Merkezi (MURCIR) ile BÜ-TÜSİAD Dış Politika Forumu tarafından düzenlenen “Medya ve Dış Politika” konulu konferans, 19 Nisan 2006 tarihinde İstanbul Ceylan Intercontinental Oteli’nde yapıldı. Akademisyenlerden ve medya mensuplarından yoğun ilgi toplayan konferansta güncel dış politika olayları, Türkiye’de medyanın kamuoyu yaratma konusundaki rolü, haber dilini inşa etmesi ve bunların karşılıklı etkileşimi tartışıldı. İki oturumdan oluşan konferansta medya ve politika ilişkisi derinlemesine ve çok boyutlu bir şekilde ele alındı.

   

Açılış, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Sayın Cem Duna’nın konuşmasıyla başladı. Sayın Duna konferansın önemine dikkat çektikten sonra konuşmasını diplomasi ve medya ilişkisinin karşılıklı etkileşimini örnekleyerek sürdürdü.

Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı, Sayın Prof. Dr. Günay Göksu Özdoğan da açılış konuşmasında konferansın anlamına vurgu yaparak, konunun akademik düzeyde ayrıntılı olarak tartışılmasının gereğine dikkati çekti.

Sayın Prof. Dr. Özdoğan’ın konuşmasını Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Sayın Namık Tan’ın konuşması izledi. Sayın Tan medya ile dış politika karar-vericileri ve dışişleri bürokrasisi arasındaki ilişkilerin önemine değinerek, dış politika ile ilgili bazı haberlerin zaman zaman yanlış verilmesinin ülkenin dış politika yapım süreçlerini ve dışişleri bürokrasisini zora soktuğundan söz etti. Medya içindeki rekabet nedeniyle, sansasyonel ve hızlı bilgi verme gereksiniminin haberlerin ikinci, hatta üçüncü elden, denetlenmeden verilmesine yol açtığını; bunun gerginliklere neden olduğunu vurguladı. Sayın Tan aynı zamanda Dışişleri Bakanlığı’nın da iletişim açısından eksikliklerinin bulunduğunu, bunları gidermek için bazı çalışmaların başladığını da sözlerine ekledi.

 

 

Dışişleri eski bakanı Emekli Büyükelçi Sayın İlter Türkmen’in başkanlığını yaptığı birinci oturumun ilk konuşmacısı Milliyet Gazetesi dış politika yazarı Sayın Sami Kohen “medya”nın tanımı ile totaliter ve özgür ülkelerdeki medya dünyası ayırımı üzerinde durdu. Sayın Kohen “Kamuoyu Diplomasisi”ne vurgu yaparak, günümüzde CNN ve El Cezire gibi medya kuruluşlarının farklı alanlarda kamuoyu oluşturma özelliğine sahip olduğundan söz etti. Sayın Kohen “kamuoyuna ters düşme” kaygısının medyada haberlerin veriliş tarzını ve olayların yorumlanma biçimini etkileyen bir etmen olarak ortaya çıktığını; bunun aynı zamanda devlet düzeyinde siyasi değerlendirmelere yol açarak dış politikayı etkilediğini vurguladı.

Radikal Gazetesi yazarı ve Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Şahin ise Türkiye’de medyanın sorunlarından söz ederek, dış politika muhabiri yetiştirilmemesinden yakındı. Medya sektöründe mükemmelleşen teknolojinin ve teknik donanıma gösterilen özen ve yatırımın insan kaynağına da yapılması gerektiğini belirten Şahin bu yüzden Türkiye’den dünya çapında bir TV ya da gazetenin çıkmadığını, haber yazma ve iletme kurallarına özen gösteren bir referans gazetesinin olmadığının altını çizdi.

İlk oturumun üçüncü konuşmacısı Galatasaray Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Nilgün Tutal ise medya- politika ilişkisinin tarihçesine değinerek 1980’li yıllardan itibaren farklı bir haber dilinin egemen olmaya başladığının altını çizdi. Tutal’a göre, bu dönemden sonra devlet merkezli gazeteciliğin inişe geçmesi, daha çok savaş, skandal ve drama ağırlık verilmesi, kesintisiz, canlı yayın yapma olgusu medyayı bir ticari kazanç sektörüne dönüştürdü. Tutal bu etmenlerin de haber dilinin reklâm dili ile benzeşmesine ve haberin görselleşerek seyirselleşmesine yol açtığını savundu.

   

 

Sayın Prof Dr. Binnaz Toprak’ın başkanlığını yaptığı ikinci oturumun ilk konuşmacısı Kanal D Medya Grup Başkanı Sayın Mehmet Ali Birand oldu. Birand, “Medya ve Diplomasi” konulu konuşmasında, görsel malzeme ile desteklenen bir sunu yaptı. Birand, 2001–2003 yılları arasında, ekibi ile gerçekleştirdiği Kıbrıs konulu programların ve röportajların Annan Planı, AB ve Türkiye ilişkileri gibi sorunlu konulara ilişkin Türk dış politikasını biçimlendirdiğini savundu. Kıbrıs örneği üzerinden medyanın dış politikayı biçimlendirmesi olgusu ve bunun iç politikaya etkileri tartışmaya açıldı.

İkinci oturumda ilgi toplayan bir diğer konuşmacı Reuters Ankara bürosundan Sayın Ümit Bektaş’tı. Bektaş, Irak savaşında “iliştirilmiş” (embedded) gazeteci olarak çalışmış olduğundan, konuşması bu tür gazeteciliğin avantajları ve dezavantajlarına odaklandı. Bektaş’ın vurguladığı önemli noktalardan biri iliştirilmiş gazetecinin isterse elindeki malzemeyi kullanmakta özgür olabileceği ve “embedded” olmanın cepheye gitmenin bir yolu olarak görülebileceğiydi. Bektaş “embedded” gazeteciliğin bu savaşta ters teptiğini, bunun sonuçlarından birinin Irak savaşında cepheden gelen haberleri izleyen kamuoyunun giderek savaş karşıtı hale gelmesi olduğunu savundu.

Son olarak Ankara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Beybin Kejanlıoğlu, ODTÜ’den Yard. Doç. Dr. Cem Deveci ile birlikte yaptıkları bir araştırmanın sonuçlarını dinleyiciler ile paylaştı. Sunuşun ilgi çekici özelliği Irak savaşı sırasında Türk basınında çıkan yazıların akademik analizi oldu. Medyanın kamuoyunda savaşı tartışma platformu yaratmak yerine “tartışmayı kapatma” rolü oynaması ve bu rolü üstlenen köşe yazarları eleştirildi. Kejanlıoğlu’na göre, “Uluslararası İlişkiler” alanını yalnızca bir güç mücadelesi olarak gören realist perspektiften yazılmış yazıların günlük gazetelerde basılmasıyla kamuoyuna Türkiye’nin -bölgesel süper güç olması için- bu savaşta ABD yanında yer alması gerektiği telkin edildi. Söz konusu söylem medyayı halkın sesi olmaktan çıkardı ama sonuç beklenenden farklı gelişti. Sayın Kejanlıoğlu medyadaki etkili köşe yazarlarının söylemini analiz ederken “olandan olması gerekeni çıkaran” bu söylemin etik bakış açısını iptal ettiğini ifade etti ve bu tutumun kendi içinde -öznel ve nesnel düzlemde- barındırdığı çelişkilere dikkat çekti.

 

 Özetle konferansın tartışmaya açtığı ana sorular ve kavramlar şunlar oldu:
• Medya ve dış politika ilişkisi hangi açıdan birbirinden etkileniyor ve bunun kamuoyuna yansımaları nedir?
• Medya dilinde görsel-editoryal ayırımı ve bunların haberi iletmekte ve kamuoyu oluşturmadaki rolü nedir?
• Teknolojinin verdiği olanaklar ve haber kaynaklarının artması haberlerin niteliğine nasıl bir etki yaptı? 
• Medyanın haber dilinin giderek reklâm diline benzemesinin nedenleri nelerdir?
• “İliştirilmiş” gazeteciliğin dinamikleri nelerdir? Haber malzemesinin savaş alanında toplanması için bir yöntem olarak kullanılabilir mi? 
• Savaş alanında cepheden haber toplamak, öte yandan malzemenin işlenme şeklinde özgür iradeye yer açmak “embedded” olmayı “disembedded” hale getiriyor mu?
• Türk Medyasının kamuoyunda Irak savaşının tartışılmasına yol açtığı kadar tartışmanın kapatılmasına da yol açmıştır; bu durum uluslararası ilişkiler kuramları ve perspektifleri bakımından nasıl değerlendirilmelidir?

 

 

Bu sayfa Uluslararası İlişkiler Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından en son 03.03.2014 18:36:07 tarihinde güncellenmiştir.

Uluslararası İlişkiler Araştırma ve Uygulama Merkezi